9 Temmuz 2016 Cumartesi

her sabah






 sabah uyandım ,
 ben her sabah uyanırım .Doğrulurum(her sabah) , gözümdeki çapakları ağzıma alır duvara tükürürüm (her sabah), sigara içerim (her sabah), ayağa kalkarım(her sabah) , belimi sandalyeye dayar kütletirim( bazen) , yürürüm(her sabah).

 Kapıya doğru yürüdüm, kapının arkasındaki pantolon Halime Ablanın sevabı gibi kokuyordu . Kurban bayramında Halime abla dana kestirmiş , kasap da "abla bu bok dolu keseyi , ne bileyim pankreas , saçma sapan organları çöpe atayım mı ? " demiş , Halime Abla da " yok atma " diye çemkirmiş . " Konu komşuya dağıtırım sevabına ".

Sonra Halime Teyze bok torbasını bana getirdi, Konu komşu bendim , torbayı aldım . Allah Kabul
etsin dedim . Buzdolabım yoktu , torbayı balkona bıraktım , Halime Abla dışındaki komşular kokudan şikayete geldi , torbayı içeri aldım . Bu sefer de ben şikayet ettim . Sonunda karar verdim bu boku yiyecektim . Göz çapağıyla tükürerek duvara resim yapmış adamım bu torbadan mı iğreneceğim ! İşe koyuldum , düdüklüyü temizledim, bastım torbayı içine . biraz soğan doğradım  , ancak salça küflenmişti, beyaz kısımları çay kaşığı ile sıyırıp ondan da biraz  kattım. Annem salça ve soğan her yemeği güzelleştirir derdi. biraz daha soğan kattım , biraz daha salça kattım , biraz daha soğan kattım , biraz daha salça kattım ....

İşte pantolon bu yemek gibi kokuyordu . Ben bu yemeğe Halime Ablanın sevabı diyorum , senede bir kere Kurban Bayramının 4.günü yapar öğürerek yerim . Midem bulanmıştı , ancak çamaşır makinem yoktu ,pantolonu balkona attım . Başka pantolonum yoktu . Dışarı çıkmalıydım , çünkü ben dışarı çıkarım ( her sabah ) . Altıma eşofman giydim o henüz sevap boyutuna ulaşmamıştı .


Beni kimse tanımıyordu , ben de kimseyi bir o kadar tanımıyordum . Onlarda haklıydı , buraya taşınalı daha 25 sene olmuştu , insanlara hak vere vere tekele girdim , 3 tane bira istedim , tekelci dolaba yeltendi , kabul etmedim . Buzdolabım olmadığı için ılık içmeye alışmıştım ve hoşuma gidiyordu , dışarıdan ver dedim . Annem öyle derdi , buzdolabın yoksa ılık bira iç demezdi tabi , bulunduğun durumu kabullen ve onu sevmeye çalış derdi . Burada olsa benimle gurur duymazdı , belki kızardı , kurana el bastırırdı . "Bi daha içmeyeceğim de " derdi . Ama yine beni severdi . Tahminim dünyanın en büyük hırsızı olsam da beni yine severdi , tabi kurana yine el bastırırdı " bir daha yapmayacağım de " derdi . (her sabah )