9 Şubat 2014 Pazar

Direk



Bugün ilk gün ! Bugüne kadar bugünün hayalini kurduğum için bugün , artık ölebilirim . Amacı kalmamış , emekliliği gelmiş , vadesi dolmuş ya da adı her neyse !

7 saat öncesi :

Bugün ilk gün ! Bugüne kadar bugünün hayalini kurduğum için bugün , sevinçten ölebilirim :))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))

 Son düğmeleri ilikledim , aynanın karşısına geçmeden gömleğin , ayakkabının , ceketin etiketlerini söktüm . Her şey nizamiydi . Aynadan yarattığım simetri harikasına baktım . Huyu benzemesin nazi subayları kadar şık , onları öldürenler kadar mutluydum . İnsanın hayallerine ulaşması ne demektir bilir misiniz ? Öğretmenimi -eğer yaşıyorsa- aramayı bile düşündüm , " büyüyünce ne olmak istiyorsun ? " sorusuna verdiğim cevabın yalan olmadığını anlatmayı !

"İtfaiyeci olmak istiyorum , muhterem muallim bey ! "

şehirde heyecandan yanan bedenim dışında başka bir yer var mıydı ? Kask takmalı mıydım ?
Takmadım . Görgüsüzlük olurdu . İtfaiyeci olan var , olamayan var . Ancak bugünü o kadar mütevazi geçireceğimi sanmıyorum ! Baba yadigarı bir arabam olmasına rağmen ilk iş günüme otobüsle gittim .
İnsanlar evleri barkları yandığı zaman onları alevlerin içinden kimin kurtaracağını bilmeleri lazımdı
Deri ayakkabım burkulmasın diye ördek gibi yürüdüğüm zamanları çıkardığımız zaman müthiş bir gündü ! Acaba beni gören kaç çocuk büyüyünce itfaiyeci olmak istemiştir ? Kaç kadın beni hayalindeki koca adayları arasına koymuştur ? Belediye başkanı olsam kaç esnaf oyunu bana verir ? Bir futbolcu olsam bonservis bedelim ne kadar olur ?

Kafamdaki bütün soruları bir kenara fırlattım. Ayaklarım yere hiç olmadığı kadar sağlam basıyordu, 27 kişiyi öldürsem ve hakim şu kıyafetler içinde karşısında beni görse  "iyi halden " beraat edeceğimi biliyordum . Telefona sarıldım
"Bitti mi ? "
"Az kaldı abi yarın gel al "
"Unutmadın değil mi İtfaiye eri SUCUK yazacak , sucuk büyük harflerle yazacak "
" Unutmadım abi öyle yaptırıyorum "
" Bak telefon numaram alevler içinde olacak eğer onu unutursan beş kuruş alamazsın benden"
"unutmam abi"

telefonu kapattım . Kaç güzel kadının cüzdanında benim kartvizitimin belireceğini hayal ettim , alevler içinde olan telefon numaramı tuşladıklarında yaşayacakları heyecana ortak oldum !

Kartvizitim gibi kırmızı bir tabeladan içeri girdim, aynı kıyafeti giymiş meslektaşlarım oturdukları yerden beni süzmeye başladılar .

" Merhaba ben yeni itfaiye eri Sucuk , direk nerde ? " soruyu sorarken bile gözlerim direği arıyordu , arka tarafa gittim ancak orada da yoktu . Kimse konuşmuyor , aksine bana bakan gözlerine açık olan ağızlarını da ilave ediyorlardı . Sinirlendim

" Direk nerde beyler ? "  içlerinde en yaşlısı ve muhtemelen şefim olanı ayaklandı
" Ne direği lan ? taşak mı geçiyorsun ? "  Bu yaşlı kurt ve diğerlerinin beni içlerine hemen almayacaklarını buraya gelmeden önce düşünmüştüm . Sinirlendiğim için özür diledim , hepsinin elini sıkarak bir sandalyeye oturdum . Direği görene kadar patron oydu . Ama beni kabul edeceklerdi ! çünkü bugüne kadar bugün için yaşadım ben . Pastaneden hepsine poğaça aldım , mutfağın yerini öğrenip çay demledim ,  saat 12 olmak üzereydi ,birazdan şehir alev alev yanmaya başlayacaktı ve telefon, mesaim bitene kadar susmayacaktı. bir an önce direğin yerini öğrenmem lazımdı . Evet ben bir çaylaktım , belkide yaşlı kurtun bu mesleğe başladığı gün doğmuş bile olabilirim , ancak hayallerimde o direkten kayarak itfaiye arabasına atlayıp sonra kaç evi yanmaktan,yanan evlerden kaç insanı kurtardığımı tahmin bile edemezlerdi .

Yaşlı kurtun yanına gittim . Gülümseyerek

" Bu meslekte sizden öğreneceğim çok şey var kurt itfaiyeci ! " dedim . Yüzüme bile bakmadan arka sokakların 187.bölümünü izlemeye devam etti . Gülümsemeyi bırakmadan
" Şimdi bana söyler misiniz ? direk nerede ? " bu sefer dikkatini çekmeyi başardım . Öfkeyle suratıma baktı , televizyonun sesini kıstı .
" Ne direği lan ! sabahtan beri tutturdun bir direk ! kim aldı bu işe senin gibi bir malı "

İstifimi bozmadım , dediklerine bir tebessüm ederek karşılık verdim

"Biliyorum beni içinize almak istemiyorsunuz ama ben bu mesleğe hayatımın geri kalanını verdim , kaskı kafama geçirip o direkten kayacağım günü hayal ettim . Hani chuck norris kayıyor ya ! o tek eliyle kayıyor gerçi , ben ilk günler bunu yapamam ama elbet öğrenirim hiç merak etmeyin "

"Chuck norris mi ? özürlü kontenjanından mı geldin yavrucuğum  ? " bunu derken ciddiydi , acıyarak bana bakıyordu . Cevap vermeye hazırlanırken telefon çaldı . Ayağa fırladım , çevik bir hareketle avizeyi kavradım  " itfaiye eri sucuk ! size nasıl yardımcı olabilirim ? "

" alo itfaiye mi orası . ha . yanıyorrrruuuuum itfaiye söndür beniiiii. hahahhaha " olayı anlamaya çalışırken telefon suratıma kapandı . hareketsiz söylediklerini düşünüyordum

"kimmiş arayan ?"
" Bilmiyorum adını söylemedi... Yanıyormuş ....Söndürmemizi istiyor ..."
" HAHHAHAHAHAHHAHAHAHAHA"

odada benim gibi giyinmiş herkes , nazi subayı edasıyla bana gülüyordu . Yaşlı kurt kolumdan tutup beni kendisine doğru çevirdi .

" evlat , keşke hayallerinde icraa etseydin bu mesleği "

Güne başladığım sandalyeye oturdum , bir düğmeyi açtım . Ayakkabım buruşmaya başladı . mesaim bitene kadar kendisini söndürmemizi isteyen birkaç adam ve "itfaiye mi ? makro marketi aramıştım ama " diyen birkaç kadın dışında kimse aramadı . ve artık emindim ki direk yoktu , hiç olmamıştı .

Bugün ilk gün ! Bugüne kadar bugünün hayalini kurduğum için bugün , artık ölebilirim . Amacı kalmamış , emekliliği gelmiş , vadesi dolmuş ya da adı her neyse !

Chuck norris mi ? Onun ben amına koyayım .

2 Ocak 2014 Perşembe

Yazar 1


Bazı günler yatağımdan hızlı kalkıyorum , vücudumun lideri; dizlerimdir, yüz üstü yatarken uyandığım günler affetmem, dizlerimi yatağa dayar zıplarım . O gün de öyle bir gündü, yüz üstü uyanınca ağzımdan akan salyayı yastığa silmiş hafif tebessüm etmiştim . Pencereden sızan güneşe göre saat 13'ten 14'e doğru ilerliyordu . pantolonumu giydim , gözümdeki çapakları elimde biriktirip  kapalı olmasına rağmen pencereye doğru fırlattım , bazı günler odanın oksijeni bitip geriye sigara dumanı kalınca da uyanıyordum ancak bu öyle bir durum değildi .
 Dizlerimi ovuşturdum,  şu an ayaktaysam onların sayesindeydi . Odada sigara yoktu , sabahları sigara içmeyeceğime dair anneme söz vermiştim . Biraz da şans eseri kaç gündür sabahları sigaram olmuyordu . Bir kasenin içinde yağı donmuş zeytin haricinde hiçbir şeyim yoktu , kül tablasındaki izmaritlerin her birinden bir nefes çekip dışarı çıktım . Hafız bugün veresiye verebilirdi . Dükkana girip " Selamın aleyküm cuman mübarek olsun hafız dayı " dedim . Gözlerini televizyondan ayırmadan başıyla selamımı aldı . Bakkal deyince aklıma 37 ekran televizyonlar gelir , tavana yakın bir yere sabitlenmiş saçma sapan bir kanalın sürekli açık olduğu televizyonlar . " Sana bir televizyon alalım hafız dayı , radyolu televizyon mu kaldı artık " dedim . Yine suratıma  bakmayarak "ya sabır " dedi. " Sabır ya Hafız dayı " dedim .
"Dün rüyamda bir ermiş senden bahsediyordu " . Suratıma baktı , kucağındaki teknoloji harikasını bir kenara bırakıp , yanıma sokuldu " ne dedi ermiş hazretleri  ? " dedi. 4 yıldır  İnsanların zayıf duygularını kullanacak kadar alçaktım . Bütün mahalle alçak sürüsüydü . ağız birliği yapmıştık herkes rüyalarımdan bahsedecekti . " Sucuğa görünüyorlarmış Hafız efendii".

dükkandan üç paket sigara ile çıkarken Hafız Dayı ağlayarak beni uğurladı . Kahvedeki çocukların cumasını kutlayıp sigaralarını dağıtırken olayı anlattım " iyi de sucuk bugün perşembe "

 Mahalle benim gibi güzel giyinimli türkçesi düzgün genç bir adamın 4 yıl önce buraya taşınmasına bir türlü anlam veremiyordu . Sonunda köyün eskilerinden birisi " Buraya eskiden şehirde bunalan okumuş adamlar,şairler gelirdi , bu çocuk onun gibi bişey olmalı " deyince bozuntuya vermedim . 4 yıldır Almanya'daki akrabalara , devlet dairelerine , büyük şehirlerde okuyan çocuklara yazmadığım mektup ,göndermediğim dilekçe kalmamıştı. " Allah razı olsun senden Sucuk " lafını duymadığım gün yoktur . Yazar gibi davranmak da hoşuma gidiyordu yoksa burada olmamın tek nedeni artık büyük şehirlerde bir hayalet olmamdı . Beni sevmeyen birisi yoktu ya da bir düşman sahibi değildim . Ancak beni seven birisi de yoktu .Artık  İnsanların yürürken içimden de geçebileceklerine inandığım bir gün çantamı alıp buraya geldim . Otobüsün nereye gittiğinden bile haberim yoktu , ancak 3 tarafı denizlerle kaplı yurdumda son durakta inersem deniz kıyısı bir kasabada yaşama ihtimalim  %75'ti.

Tokat'ta indim .