22 Ekim 2013 Salı

Canım Kardeşim Seko


Geçen hafta hafızamı kaybettim .

Hastanede gözlerimi açar açmaz sevinen anneme dönüp
" Selamün Aleyküm Teyzeciğim " deyince kadın bayılmış . Bileklerine dökülen kolonyanın ayılttığı bir bayılma olsa da bütün doktorlar seferber olmuş , bok varmış gibi hafızamı buldular .  Babam sevinçten " allahım adak adıyacağım " dedi . sonra pişman oldu . Annem yine bayıldı .

doktorlar "1 hafta dikkatli olması lazım tekrar hafızasını kaybedebilir" dedi .
 Adak parasını nerden bulacağını düşünen babam ve bayılan annem bu sözleri pek dinlemedi . Bunu sadece ben biliyordum , hayatımın fırsatı ellerimdeydi . Yeni bir hayatı, yeni bir hafızayı elimden kaçırmış olsam da tekrar yakalayabilirdim !    Onu hiç hatırlamayıp , sonra tekrar hatırladığımdan haberi olmayan serkanı aradım .
"Biraz dertliyim Serkan" .

Telefonu suratıma kapattıktan 5 dakika sonra evin kapısına taksi ile yanaştı .telefondaki de oydu
"Sucuk kardeşim 3 liran var mı param tam çıkışmadı da " telefonu suratına kapadım . Taksimetrenin 18 lira yazdığını biliyordum , bunun için açıköğretimden matematik okumaya gerek yoktu ; Serkan'ın günlük yevmiyesi 15 liradır .  15+3 = 4000 yıldır 18 ediyordu .

Taksiden indi. topuklarına bastığı ayakkabıyı tekrar giymeye yeltendi , dayısından aldığı kazak büyük , çalıştığı yerdeki ustasının verdiği pantolon küçük geliyordu . sürekli onu süzüyordum , saçları bozulmasın diye öpüşmedik sadece sarıldık.
"taksi  niye o kadar çok yazdı  seko "
"Benim manitanın evinin önünden geçtim kardeşim biraz yolu uzattım " dedi.

midem bulanıyordu , iki eliyle mohikan kestirdiği saçlarını düzeltti .

Kendimi tekele attım " Seko ne içersin kardeşim ?  "
" Bana behzat ç birası al " dedi. serkan 32 yaşındaydı , ben ise 21 . Ona kardeşim demem hoşuna gidiyordu. ikimize de tuborg aldım .

Muhafazakar bir mahallede ikamet ediyorduk , tuborg'lar zaman gazetesine sarılıydı . Serkan gazeteyi sıyırıp attı . Kendini böyle çağdaş hissediyormuş . Bu biradan 5 tane içse önüne gelene tecavüz edeceğini ikimiz de biliyorduk . Manitam dediği Nurhayat ablanın  evinin önüne gittik .  Nurhayat abla evlidir , biri lisede 3 çocuğu vardır . " Serkan yapma etme kardeşim bizi yaşatmazlar " dediysem de " Nurhayat'la sevişiyoruz " dedi. Pencerinin önünde 3 saat bekledik , serkan birasını içmiyordu . telefondan son ses yıldız tilbenin delikanlım şarkısını açtı . Nurhayat abla pencereye çıkınca ben saklandım . Serkan, birayı yere koydu  arkasını dönerek iki eliyle saçını düzeltti . Nurhayat ablanın göreceği şekilde birayı kaldırdı . Tuborg yazısı nurhayat'a bakıyordu . Tek dikişte içti . Nurhayat abla içeri girdi . Serkan ben duymadım kardeşim dese de içerden gelen ses belliydi
" Halim koş  ! geldi yine orospu çocuğu " . Apartmanın otomatları hızlıca yanınca Halim abinin bize doğru koştuğunu anladım . Serkan pencerenin demirlerine tutunmuş Nurhayat ablaya öpücük fırlatıyordu . Halim abi karanlığa doğdu . Ben kaçtım . Serkan da arkamdan geldi . Benden hızlı koşuyordu .  Ara sokaklara girerek izimizi kaybettirdik . Serkan nefes nefese " zilli  nasıl naz yapıyor ama " diyerek güldü..
telefonum çalınca korkudan hemen açtım  , babam arıyordu
"Sucuk ,şu tavuk fiyatlarını bir öğren . alalım da bitsin şu iş "
"Hangi iş ?"
"Adak adıyacaz dedik ya itoğlu ! ağzımın ayarını sikeyim "
Telefonu suratıma kapattı .

Halim abi ,serkanın parfümünü koklaya koklaya bizi buldu ,  atleti ve pijamasıyla köşeyi döndü . Serkan topukladı , ben durdum .

"Bir hafta dikkat etmesi lazım yoksa tekrar HAFIZASINI KAYBEDEBİLİR" ..

Bu son şansımdı . Halim abiye doğru koştum ...