28 Aralık 2012 Cuma

Alper Tunga ve Meraklı Saadet


Öğle üzeri saat 2'ye randevulaştık . Çok fazla vaktim yoktu , hemen berbere gittim . Saçımı kestirirsem daha yakışıklı olacağıma inanıyordum . En güzel gömleğimi ve en güzel pantolonumu giydim ,böyle özel günler için sakladığım siyah atkımı boynuma astım . Ayakkabılarımı pantolonumun arkasına silerek parlattım , Parfümü üzerime boca ettim . Evet bugün özel bir gündü, Saadet biraz önce aramış, benden ayrılmak istediğini söylemişti, neden yoktu . Artık yürümüyormuş . Sakin bir şekilde onayladım ama böyle telefonda olacak iş değildi ,"bir yerlerde oturup konuşalım" dedim . Kabul etti . 

Buluşunca sanki daha önce hiç sevişmemişiz gibi davrandı , saçımı bile fark etmedi. Artık eskisi gibi öpüşemeyeceğimizi düşünmek bile istemiyordum . Küfürlü fıkralara çok gülerdi ,hemen bir tane anlattım .duymamazlıktan geldi, aşşağılayıcı bakışları beni süzüyor, saçlarımı bir türlü fark etmiyordu . 
"Saadet" dedim. kafasını kaldırınca , masaya kapaklanarak ağlamaya çalıştım . Çok güzel ağlama sesi çıkarıyordum ama bir türlü yaş gelmiyordu gözümden ,elleriyle gözlerimi yokladı. Kuru olduğunu anlayınca . Masadan fırladı,çantasını toplamaya çalışırken kollarına yapıştım : "Saadet n'olur gitme " diye bağırdım . " kendini küçük düşürüyorsun bırak beni " dedi. Bıraktım ,masaya oturdum .Daha yanmakta olan sigaram olmasına rağmen yeni bir sigara yaktım .İnsan terk edilince ilk olarak bu akşam nasıl yalnız uyuyacağını düşünüyor . Bu akşam uyuyabilirsem gerisi kolaydı ,bir şekilde alışabilirim gibi geliyordu. 
Yüzüme bile bakmıyordu ,tam giderken " Benim adım ne? " dedim.  O kadar kısık sesle söyledim ki ben bile zor duymuştum ne sorduğumu . Sonra gitmek için bir kaç adım attı ,durdu . " senin adın sucuk " dedi. "Hayır o benim lakabım gerçek adım ne? " dedim . Şaşırdı bilmediği büyük bir gerçeği fark etti . Deli gibi merak ediyordu ."Bilmiyorum?" dedi. Cevap vermedim sigaramı içmeye devam ettim . Bir dakika kadar bekledi ,sonra gitmek için birkaç adım attı,durdu. " Senin adın ne ?" dedi. 
Bunun bir öneminin olmadığını belli etmek için sustum . Kadınlar  meraklıdır ve onlarla konuşabilmenin en iyi yolu susmaktır . Masaya oturdu çantasını masaya vurdu " Özür dilerim seni kırmak istemedim ama  bu büyük bir gerçek aylardır sevgili olduğum adamın adını öğrenmeye hakkım var diye düşünüyorum " dedi .  Onu gerçekten seviyordum ,ama sevilmeye layık bir insan değildi . Adımı yanlış söyledim . Şaşırdı . Bir şey söylemeden kalktı gitti.Ben de, Beni terk eden kadının Ice Latte'si ile Franbuazlı cheese kekini ödedikten sonra evime gittim saat akşam olmak üzereydi. Eğer bu akşamı atlatabilirsem gerisi kolaydı ,biliyordum daha önce çok terk edilmiştim . İlk akşamlar hep zor olmuştu .

Apartmana girince posta kutularının önünde Saadet'i gördüm,beni bekliyordu . Ben tekrar barışacağımız düşünürken sağlam bir tokat yapıştırdı . " İsmin de göz yaşların gibi yalan !!! Elektrik faturanda gördüm ismin Alper Tunga değilmiş!!!! " dedi. Çok seviyordum onu , ama salak bir kadındı Saadet . Beni 2.kez terk etmeye yeltendi,tam bir profosyoneldi . gitmek için bir kaç adım attı,durdu . " Peki ,sana neden sucuk diyorlar ?" dedi. Sustum, arkamı dönüp evime girdim .
Akşam " Saçların çok güzel olmuş :))))) " diye mesaj çekti . 
 Ben susacaktım,
o merak etmekten vazgeçene  kadar sevişecektik ,o buna layıktı. 

27 Aralık 2012 Perşembe

İtalyanların en sevdiğim yanı

İtalyanların en sevdiğim yanı İtalyan olmaları .

Karabasanı ,uzun cümleler ile açıklayan bilimin
Bizim bu çaresizliğimizi görünce, suçu hemen edebiyata atmasından belliydi
Hiçbir zaman haklı değildik ,çünkü
italyanların en sevdiğimiz yanı italyan olmalarıydı

adamın biri yanımda dünyanın yuvarlak olduğunu ispatlasa
ben tepsi olduğunu adım kadar iyi bilsem de
yemin ederim onun kalbini kırmazdım .
yalancı gülerdim ," kardeşime hemen bir çay getirin , " derdim .çünkü
italyanlardan tek beklediğim şey sadece" BONCORNOO " diyebilmeleriydi

bir gün bir italyan üstünde I LOVE NY yazan bir tişört ile gelse,
ben kendimi öldürecek gibi olurdum .
hiçbir zaman haklı değildik ,ama suçlu da değildik çünkü
italyanların hepsi dürzü.

23 Aralık 2012 Pazar

iyi bok yedim


suratım büzüştü,içim burkuldu ,özdemir asaf gibi bir şey oldu ,ölmek gibi bir şey oldu . Ağlayamadım , ağlasam yaprak kıpırdardı , pastırma yazı başlardı ,balkanlardan baş sağlığı dalgası gelirdi . Fön rüzgarları sadece saçımı sevindirirdi. Ağlasam, deniz okyanusu kıskanır gider hıncını göllerden çıkarırdı, ama  hazar gölüne  sadece laf atabilirdi . Ağlasam halk ekmeği kuyruğunda insanlar tatlı bir muhalefete başlarlardı , hayatında ilk kez okulu kıran bir çocuk akşam annesinin yüzüne bakamazdı , ağlasam 97 senesine geri dönerdim her şeye en baştan başlardım , ağlasam karakollar gerçekten karanlık olurdu ,karakollar gerçekten karanlık yerlerdi. ama eğer ağlasaydım duvarları beyaz olmazdı , ağlasam en güzel müzik türü diye bir şey olmazdı ,insanlar müzik diye şiir dinlerdi , nazım hikmet arabesk yapıyorsa , cemal süreya fantezi yapardı . Ağlasam mahallemden çöp arabası tam uyuduğum saatte geçmezdi ,kapımı çalardı müsaitsem geçerdi . Ağlasam komşumuz iran değil  italya olurdu , aramızda bir denizin lafı olmazdı ,italyanca bonsuar derdim onlarda aleyküm selam derdi ,yine biz kaybederdik. Ağlasam hepimiz militan olurduk , yer altına girerdik , osmanlının unuttuğu lağımcılarla karşılaşırdık ,hal hatır sorardık sonra içimizden en devletlisi tokat atardı önüne çıkana "neden viyanayı alamadık neden ? " derdi tam ağlayacaktım ama ağlayamadım . Ama ağlasaydım kitapları, süper marketlerde 2.5litre kolanın üstüne koli bantıyla yapıştırırlardı . ben gider satın alırdım . kolayı içmezdim , kitabı okumazdım ,ona "kimi seviyordun bir daha söyle ?" derdim . tam cevap verecekken koli bantıyla ağzını bantlardım . Ağlasaydım bıyıklarımı keserdim, müdür lisesine buyur ederdi . dersimi dinler  sonra büyük adam olurdum . Ağlasaydım bütün sevgililerim de beni severdi. Ağlasaydım adriyatik gibi havalı isimler hep yanımızda olurdu . Ağlasaydım en güzel arkadaşım "ne güzel konuşuyorsun " derdi. Ağlasaydım sen " ne güzel konuşuyorsun " derdin . Ağlasaydım ben " bir sik anlamıyorsunuz " derdim . Ama ölmek gibi bir şey oldu özdemir asaf evin salonuna geldi "neden ağlıyorsun ?" dedi.

ağlasaydım sanki biz, bir olacaktık . ağlamadım

13 Aralık 2012 Perşembe

Cengiz'i tanımıyorsanız geç kaldınız,öldü.


Öylece duruyorduk . hayatımızın, gözümüzün önünden geçtiği bu filmde yapımcılığı cengiz ile paylaşmak benim için onurdu..  kardeş değildik. aynı mahalle, aynı okul ,aynı şehir dahil hiç bir ortak yönümüz yoktu . "olmaması için ellerinden geleni yaptılar " dedi.  aklımdan geçenleri mi okuyordu?. 
" ne dedin anlamadım " dedim. uzun süre susunca korktum ,  aklımı okuyan bu adam x-men değilse adı batsın bir üç harfli olabilirdi. uzun süre korktum .onun hakkında kötü bir şey düşünmemek için kafamda  çarpım tablosunu 2x1=2 den başladım . "1x1=1 den neden başlamadın ? " dedi.  haklıydı . 
"kusura bakma cengiz, 1 etkisiz eleman olduğu için ordan başlamadım "
" doğru konuş lan ! allah 1 dir ,o da mı etkisiz? " diyip bir tokat yapıştırdı . ona karşı mahçuptum , müebbet yanlızlık cezasına çarptırılmış birisinin dogmasıyla istemeden dalga geçtiğimi düşündüm .
" öyle düşünme sucuk seni çok severim sen bir tanesin " dedi. 
"cengiz n'olur aklımı okuma kardeşim yeri geliyor kafamda angela merkel ile nasıl seviştiğimi düşünüyorum  " dedim . 
"ulan o kadın 75 yaşında değil mi lan ? pislik herif " dedi, midemiz bulanmıştı , cengiz yine beni yanlış anlamıştı ,onunla en ufak bir ortak yanımız yoktu ,ancak insandı , bizler insandık sonuçda .
" cengiz ne diyorsun ulu orta ? ben onun gençliğine tecavüz ediyorum 1973 deki haline " dedim.

sonra sustuk , aklıma angela merkel düştü, sene 1973. cengiz bana bakıp hafif güldü, göz kırptı , ben utandım .yalnızlık sadece cengiz'e mahsustu , yalnızlar sevimlidir, en boktan espriye gözlerinden yaş gelene kadar gülerler  ,ayrılırken  "görüşürüz kendine iyi bak" dediğiniz zaman  kendilerine iyi bakarlar ve mutlaka görüşürsünüz, yalan söylerler , sizle bir kez daha görüşebilmek için çılgınlar gibi yalan söylerler , bu hayatta ne yapmışsanız yalnızlar da onları yapmıştır . tek farkınız vardır ; sizler bunu yaparken kendinizi mutlu ederken , onlar sizi mutlu etmek için yaparlar . bahçenizde kemik atmanızı bekleyen, golden köpeğinin dile gelmişidir yalnızlar .. korkmayın hiç biriniz yalnız değilsiniz. yalnız olan cengiz . 

"sahi sen neden ceza yedin ? " dedi. 
" yanlış anlaşılmaktan müebbet yedim kardeşim " dedim .  

hakim girince ikimizde ayağa kalktık , cengiz hakime bakıp gülümsüyordu . hakim :
"çocuklar hazır mısınız? " diyince cengiz bir kahkaha patlattı . soru kalıplarına kahkaha atacak kadar yalnızdı cengiz.
" hakim bey nasıl oynanıyor bu oyun ? " diye sordum . 
" sen benimle alay mı ediyorsun ne oyunu ! cezaevinin kurallarını yerine getiriyoruz, ikinizden birisi bu dünyaya gereksiz fazla . çok fazla yalnız var .cengiz'in ölmesi lazım . ayrıca ...şey ...sen neden ceza yemiştin sucuk?" dedi hakim 

" hakim bey yanlış anladınız oyun derken öyle demek istemedim rulet diyince bende şey sandım kusura bakmayın " dedim , hakime karşı mahçup oldum . 
"uzatma be adam neyden ceza yedin söylesene? " dedi  .
" yanlış anlaşılmaktan müebbet yedim hakim bey " dediğimde cengiz bir kahkaha daha attı. 
hakimin fazla zamanı yoktu eline makineli tüfeği alarak kuralları kısaca açıkladı
"evet arkadaşlar kurallar çok basit rus ruletinin aynısı ancak bu silahla oynanıyor , bunun adına kazanan rulet diyoruz .şimdi 1. kim başlamak ister " dedi. 

"hakim bey " diyerek ayağa kalktım . " 1 etkisiz elemandır cengiz kardeşimle beraber 2. olmak isteriz " dedim . hakim sinirlendi ,bize ayıracak fazla zamanı yoktu . " çok biliyorsun sen . başla lan " diyip tüfeği elime sıkıştırdı 
yanlış anlaşılmıştım ,mahçup oldum . makineli tüfeği alnıma dayadım .

tetiği çekince bir alkış kıyamet koptu , cengiz ölene kadar güldü. 

kazanan ruletinde 1. olmuştum  , 1 etkisiz elemandı.

6 Aralık 2012 Perşembe

Sosis ve Sucuk


Sosis: " Bugün sabah 7 de uyandım . Üzerimde hafif bir uyku vardı ama yüzüme vuran güneş sağ olsun günün kaçmak üzere olduğunu hemen hatırlattı , ılık bir duşu 3 parça şarkı söyleyerek bitirdim . Kahvaltımın hazır olduğunu sahanda yumurtanın organik kokusundan anladım. Hep rafadan yerim . Ezgi'nin hazırladığı kahvaltılara bayılıyorum. Tek gram kalori aldırıcı ya da yağ olan bir şey yok ama bütün kahvaltılıklar o kadar lezzetli ki. Bir insan sabahın 7.21'inde bu kadar güzel ve mutlu olabilir mi? Ezgi öyle işte ,benim kahvaltı edişimi seyre dalar sanki bundan haz duyarmış gibi gözlerinin içi gülerdi. saat 8 olunca sabah sporumu yapamadım. Söylemesi ayıptır Ezgi sabahları pek rahat durmuyor biraz oynaştık . Gazetemi okuyup hemen evden çıktım , aslında birazda heyecanlıydım yeni arabamı trafikde ilk defa kullanacaktım . Çok benzin yakıyor dediler ama şu yeni aldığım ihale ile böyle dertlerimin pek olmadığını söyleyebilirim . Gerçekten otomobil inanılmazdı işe gitmek için yolu uzattığıma hala inanamıyorum."

Sucuk gizlice okuduğu sosisin günlüğünü masanın üstüne geri bıraktı . Ezgi bir bardak su ile salona geri döndü . Sucuk hüngür hüngür ağlayınca bir bardak suyu çok görmemişdi . Ezgi :

"Beni nerden buldun Allahın belası " dedi . Kızgındı
" Hani lan lezbiyendin kahpe? " 
"Bu seni ilgilendirmez bırak artık yakamı sucuk defol evimden " dedi. 
"  demek organik kahvaltı ha ! ben senin için 3 yıl bayat poğaça yedim allahsız ! bu adama bir gün versene şu bayat kıymalı poğaçadan yine seni seviyor mu görelim!!" 

Ezgi ayağa kalktı ,eliyle kapıyı gösterdi  gözleri doldu. Sucuk onun ağladığını göremeyecek kadar çok seviyordu onu . kapıya yönelirken onu son kez göreceğini biliyordu . arkasını döndü :

" Sosis'e söyle sabah sporunu ihmal etmesin mutlaka yapsın " dedi ve gitti.