30 Mart 2012 Cuma

üşenmek


herkesin buluşmak için randevulaştığı kitapçının önünde, kimseyle  randevulaşamadan 3 saat bekledim....
bütün bekleyenlerin içinde en iyi ben bekledim !  o kadar iyi bekledim ki bi ara gerçekten birisi gelir gibi oldu. 

telefonumu çıkarıp kulağıma götürdüm birini arıyormuş gibi , sürekli saatime baktım , o kadar kızgındım ki diğer bekleyenler , beklediğim insana acıdılar , kaşlarımı çattım , sigara üstüne sigara yaktım ...diğer bekleyenlere, sitem eder gibi baktım ...sonra bekleyenler gitti , yeni bekleyenler geldi.yine aynı şeyleri yaptım 
hiç üşenmeden aynı şeyleri 3 saat yaptım...

bana hiç koymadı ,üşenmedim...

çünkü hiç üşenmeden 32 yıl nefes aldım.....

hatta o kadar iyi nefes aldım ki...bi ara gerçekten yaşıyormuşum gibi oldu.


25 Mart 2012 Pazar

saat

"marjinal düşünceleri ,bakir sevdalarımla yarattığım bir ütopyada yaşasaydım daha güzel olurdu herşey....
ama bu kelimeleri kullansaydım anlamazdınız beni " dedi  odadan çıkarken .....

saat yönünün tersine doğru dönen  bir sohbet sırasında kendisine gelince sıra, bu cümleleri kurdu arif....
odadan çıktıktan sonra en çok rahatsız olanlarda zamandan en çok şikayet edenler oldu...
oysa ilk defa ,sohbet sırası bile olsa saatler tersine işliyordu....

arif'in sohbetin ortasında çekip gitmesine ilk selim sinirlendi, sabah 7de durağa yanaşan ilk otobüse boynunda kravatıyla binen adamdı selim , 22 yıldır aynı duraktan biniyordu kravatıyla, memur selim.... yarın sabah 7 olmasını hiç istemiyordu.....

karısı derya selim'e kafa sallayarak katıldı.... kayınvalidesi sabah namazına kalkınca kalkan,ona abdest aldıran kadındı derya ...çok iyi yetiştiremediği 3 çocuğu ,bakkal kemal ile bir çok günahı olan derya....sabah ezanını bir daha duymak istemiyordu 

arif'in dedesinin ağzı bozuktu, odadan çıkınca ağır küfürler etti torununa, tersine işleyen saatine çomak soktuğunu o da biliyordu , günde iki paket sigara içen ,35lik rakısını her akşam müzeyyen senar eşliğinde hanesinin balkonunda içen , organlarına tam 81 yıldır eziyet çektiren adamdı arif'in dedesi.... yarın ölmüş olmaktan korkuyordu

arif odasındaki doktor raporunu bir kez daha incelemek için gitmişti oysa... tıbbi cümlelerin sonuna edebiyatımızın en yalın haliyle:
5 ay ömrünün kaldığını görmek için...

Saf düşünceleriyle,orospu sevdalarıyla yarattığı bir dünyada yaşıyordu arif....

kimse anlatmak istediğini anlamıyordu...


15 Mart 2012 Perşembe

İnançlı adamdı resul . tanrısıyla anlaşmış  , arkadaşlarıyla  vedalaşmıştı .


çok günahı yoktu o güne kadar,  cehennemde biraz yatıp çıkacaktı. bu yalan dünya dedikleri ona çok gerçek gelmeye başlamıştı , biraz da şanssızdı aslında ,hiçbir şey yolunda gitmemişti ta en başından . artık bunları kafasına takmıyordu bile  ,sadece bir sınav olan bu dünyada kağıdını dolduramadığı için üzülüyordu ..ama olsun ,  konuşmuştu tanrısıyla anlatmıştı derdini...



kimsenin geçmediği bir tren istasyonunda 2 gün önüne atlayacağı  treni bekledi , 3üncü gün o kadar çok üşüdü ki :
"evindeki sobanın, cehennemden daha çok ısıtacağını " düşündü ...

oysa inançlı adamdı resul...evine dönüp sobasında kestane kızartırken, ölemediğine çok üzüldü

11 Mart 2012 Pazar

sayılar

onu gördüğümde; daha önce hiç gitmediğim bir şehrin hiç girmediğim sokağında sigara içiyordum. beni görünce görmemezlikten gelemedi , görür görmez başını öne eğip yola devam etmesi arasında 4 senemiz vardı ,biliyordu ...
"nasılsın" dedi...
"bildiğin gibi işte" dedim.    oysa 7 yıl 1 ay 18 gündür bilmiyordu. 

9 Mart 2012 Cuma

Mutlu son

hiç üşenmedim, hayatımı yazdım  ...ancak roman olmadı , hiç edebi eser taşıdığını da düşünmüyorum, boncukla konuştuklarımızı fabl dan sayarsan orası ayrı tabi.
lunaparklardan hep üzgün çıkmam  ilgi çekmedi mesela  ..atarsam marlboro'yı alacağıım o 3.şut hiç bir zaman girmedi çünkü...tüm paramı harcamasaydım  penaltı atışlarında, binseydim atlı karıncaya , dönme dolaplara belki   hikaye olurdu hayatım, ama ne yazık ki olmadı...
erkek adam ağlamaz diyen babamın karşısında; odamdaki karanfil soldu diye ağlamam bile dikkatleri üzerime toplamadı ...o gün,  karanfilim solmasaydı   aşık olduğum kıza verecektim . eğer verseydim belki masal olurdu hayatım , ama ne yazık ki olmadı ....
ülkenin sayılı  doktorlarından  olduğumu da  yazdım, ama yine kimse beğenmedi ... annemin üniversite tercihlerimi yaptığı günün gecesi kalkıp ilk başa konservatuarı yazsaydım gizlice , belki film senaryosu olurdu hayatım ,ama ne yazık ki olmadı....
sevmediğim bir kadınla 6 yıldır evli olduğumu yazdım ,ama bu da kimsenin umrunda değil !! haklılar aslında yine edebi bir eser taşımayan yazılarımdan birisi bu . eğer Nuran'ı yanlış anladığım için öfkelenip önüme ilk çıkan kadına evlenme teklif etmeseydim , belki lirik şiir olurdu hayatım ..ama ne yazık ki olmadı ...

hayatımı yazdım ama hiç- bir- şey olmadı ,köpeğim  boncuğa dertlerimi anlattığım günleri fabl dan sayarsan orası ayrı tabi.




7 Mart 2012 Çarşamba

kısa

"O gün," bana Paris'i anlattığında, bende ona Tokyo'yu anlattım .
Sarhoş olduk,öpüştük.
Çok sonradan öğrendim,hayatında Paris'e hiç gitmemiş , ben de Tokyo'ya gitmemiştim.Sadece  o  yalanlarıyla kaçabileceğini düşünürken ,benim yalanlarımın  daha uzağa gidebildiğini göstermek istedim.
 .


Damat traşı olmaya giderken aradı , haftaya Paris'e gidecekmiş , gitmeden görüşelim dedi.. Tokya'da olduğum için gelemeyeceğimi söyledim .
"O gün" , yalan bir hayatın en gerçek günüydü.

4 Mart 2012 Pazar

bugün, kolumu ısırarak yaptım saatimi ..
bugün, en sevdiğim oyuncağım, yine diğerlerini yendi.
bugün, annem poğaça yapmış ,beslenme çantamın içine de atmıştır bir kaç tane .
bakkala gönderilen küçük kardeş olmayı herkesten çok istiyorum, bugün. 
bugün aslında bizim aşşağı mahalleyle maçımız vardı ama bulamıyorum bir türlü bizimkileri
ayrıca cami önünden geçerken, sakallı olan amcalardan korktum yine bugün 
bugün, aklıma geldi Şevket'de 3 tane tasom kalmıştı .

acaba Şevket'in kapısını çalsam , kapıyı karısı mı açar ? pardon kocanızda benim tasolarım kalmıştı yıllar evvel onu almaya geldim , yahu diğerleri önemli değilde pikachu'lu olan tasomu almam lazım biliyosunuz ki cipsten en zor çıkan odur..

ya da bugün işe beslenme çantamla gitsem, Ahmet bey ne der?  sıra arkadaşım Ali gibi çullanır mı acaba poğaçalara.. 

saatimin eti-kemik geçtiği şu anlarda, bugün 
hiç bu kadar uzak olmamıştı....

1 Mart 2012 Perşembe

sucuk kaynakları müdürü

kime bakıyorlar , ne vardı orada ? neyse bunu çok düşünemem şimdi aklım  Nuranda ...Nuran benim karımdı ,ayrıldık... bazıları şiddetli geçinemediniz diyor ,ben kader diyorum ,Nuran susuyor...Masmavi gözlü alaca yanaklı tosun gibi sağlıklı bir kız çocuğumuz yok...Bazıları şanslısınız diyor, ben kader diyorum ,Nuran susuyor....kendimi tanıtayım Ben insan kaynakları müdürüyüm efendim  ....yanlış anlamayın alaylıyım bu meslekte , ha normalde 22 yaşında söktüm okumayı ,26  yaşımda da yazmayı .. ilk yazdığım şey adımı yazmak oldu , güzel yazamadım ama bu çok da önemli değilmiş evlilik cüzdanında....imzalar zaten yazmayı yeni sökenlerin en iyi bildikleri şeydir dedi nikah memuru gülerek ...anlamadım  .....neyse efendim ben İnsanın kaynağının nerden geldiğini merak ettim ve bu sektörde ilerlemeye karar verdim , karaköyde bir dükkanım var  ..içinde bir masa,bir sandalye ve bir de ben varım efendim... her sabah 7 buçukda dükkanımı besmele ile açarım ...çayımı getiren çocukdan başka gelenim yoktur ama olsun zamanla o da olur...Nuranın babası beni sevmez...benim için işsiz güçsüz ve deli derdi , ben insan kaynakları müdürüyüm derdim , Nuran susardı.....annem babam varlıklı insanlardı efendim ...rahmetli pederim bana çok güzel bir pastane bıraktı ..ve bana "oğlum bu iş senin kolundaki altın bileziğin" derdi...ben de dükkanı sattım , altın bilezikleri de Nuran'a taktım ....bazıları bana salak dedi, ben Nuran'a karım dedim, Nuran hiçbir şey demedi......Ben insan kaynakları müdürüyüm efendim...mesleğimde zirvedeyim ...ve ben bir insanım efendim...benim kaynağım olan Nuran'ı düşünüyorum şimdi .....sahi bu fotoğraftakiler kime bakıyor ? eğer bana bakıyorsanız söyliyim bugün dükkanı açmıyacağım efendim....